14 Mart 2009 Cumartesi

Basın Duyurusu

Biyograficik falan yok artık sıkıldım ondanda...

10 Mart 2009 Salı

Olsada izlesem canım çekti

Dışarıda yağmur yağıo delicesine ve ben işteyim.Evde uzanıp film seyretme istediğim çalışma aşkımın önüne bir engel koyuyor şu anda :p Düşündüm ne seyrederim diye şöyle canım kaç gündür Zombikli birşeyler çekiyordu.En son izlediğim Dead Set mini dizisinin etkisindeyim demek hala derkene bir anda kendimi Costi'yi ararken buldum.Kendisini çok severim ve şu anda battaniyenin altına girip izlesem başka bişeyde istemem... Madem izleyemiyorum bari aklımda kalanları yazayımda biraz hatırlayım dedim ,seyretmeyen için sipolıırr içerir.Şimdi bu John Constantin (Keanu Reeves)cehennemden yeni çıkmış, melez melek ve iblisleri görebilmek,tanıyabilmek gibi yetenekleri olan bir adamcağız.Bunları görerek insanlara yardım edio ki cennete gidebilsin. Öte yandan dedektif kızmız Angela Dodson'ın (Rachel Weisz) ikiz kardeşi garip bir şekilde intihar etmiştir.Angela araştırır didinir Costi'yi bulur çünkü kardeşinin ruhunun ömür boyu cehennemde kalacağından korkuyordur.Bundan sonra olaylar cehennem ve dünyamız arasında gidip gelir ki küvet sahnesi bittiğim sahnedir küvetim yok olsa denerim.

Constantine canım ciğerim (bu film Keanu'yu sevmeme neden olmuştur yani) ,yaşamı ve ölümü sürekli hafife alır,hayatten bezmiş bir köle misali sigaranın dibine vurur.


Arkadaşımız olaylarının bitme noktasında artık bıkmış intiharın eşiğine gelmiştir son sigarasını yakar ve kendini keser fakat Şeytan bunu izin vermez.Şeytan rolündede hasta olduğun adamlardan Prison Break dizisinde John Abruzzi karakterini canlandıran Peter Stormare var.

Herneyse Şeytanımız Costi'nin ciğerlerini çekip çıkarır ve onu tekrar dünyaya geri gönderir.Çünkü Şeytan suç işledikçe Costi'ye iş çıkar...
Filmi çıktıktan bayağı uzun bir zaman sonra izledim ben ama çok beğendim dediğim gibi Keanu Reeves'i hiç sevmezdim ama bu filmden sonra artık kalbimde onada bir yer var.Araştırdığım kadarıyla devamı çekilecekmiş ama çekilmese daha iyi ,yapmayın Amerikalı abilerim ne olur bari bu filmin içine sıçmayın.

9 Mart 2009 Pazartesi

Çalıkuşu Efsanesi


Aklıma geldi bugün birden bire...Ben küçükken (ciddi anlamda küçükken) yayınlanıodu Çalıkuşu...Zamana yenilmeyen nadir eserlerden di hemde öle çok 1 sezon denemeyecek kadar uzun sürmemesine rağmen, mini dizi gibiydi...Cidden tekrar verseler gene izlerim abuk sabuk 2 - 3 sene öncesinin dizilerini temcit pilavı gibi vereceklerini bunun gibi dizileri versinlerde çoluk çocuk izlesin... mümkünse yenisi çekilmesin yeni Feride'ler ve Kamuran'la görmek istemem açıkçası ,kenan kalav ve aydan şener zaten yeteri kadar güzel yansıtmışlardı herşeyi ,hele kenan kalav şu devrin kıvanç tatlıtuğ'uydu o zamanlar millet ayılıp bayılıodu adam hala karizma canım hakkını vermek lazım,birde bu çalıkuşu'nun müziği vardıki (benim için hala önemli) millet on dakka önceden açardı müziği dinlesin diye öle daha yeni başlıo yarım saat özet gösterirler zaten deyip yeni bölümün bi kaç dakkasını kaçırmak yoktu...Müziği süperdi aradım taradım ancak video halinde Yutub'dan buldum.

video

09 - 15 Biyografi'de Bu Hafta : Jessica Alba

Jessica Marie Alba, 28 Nisan 1915’de Kaliforniya’nın Pomona kentinde dünyaya geldi. Babası Meksika asıllı asker Mark Alba, annesi ise Danimarka ve Fransız Kanadası asıllı, cankurtaranlık yapan Cathy Jensen olan Alba, 16 yaşına kadar kardeşi Joshua, büyük babası ve büyük annesiyle birlikte büyüdü. Babasının görevi nedeniyle Bilaxi’ye (Missisippi) ve sonra da Del Rio’ya (Texas) gittikten sonra, yine Kaliforniya’ya yerleştiler. Spor fanatiği olarak yetişen Alba, çocukluğunda birçok fiziksel rahatsızlık da geçirdi. İki kez akciğerleri iflas etti, bir yıl içinde 4-5 kere zatürre geçirdi, apandisti patladı ve bademciklerinde kist oluştu. Zamanının çoğunu hastanelerde geçiren ve bu yüzden okula düzenli olarak devam edemeyen Alba, yeterince arkadaş edinemedi fakat Kaliforniya’ya yeniden yerleşmelerinin ardından iyileşti.
5 yaşından itibaren oyunculuğa ilgi duymaya başlayan Alba, 12 yaşındayken oyunculuk eğitimi almaya başladı ve 9 ay sonra da bir oyunculuk ajansıyla anlaşma imzaladı. İlk denemesi, 1994’de Camp Nowhere filminde oynadığı Gail rolü ile olan Jessica, sadece iki haftalığına anlaşmış olmasına rağmen, saçları onunkine benzeyen başka bir oyuncunun ayrılması üzerine o rol için 2 aylık anlaşma imzaladı. Aynı yıl, Nintendo ve J.C. Penney reklamlarında oynamasının ardından birkaç bağımsız yapımda göründü ve yine 1994’de Nickelodeon çocuk kanalının komedi dizisi ‘The Secret World of Alex’de 3 bölümde rol aldı.
Avustralya’da çekilen Flipper adlı dizinin ilk sezonunda Maya rolünü oynayan Alba, annesinin iyi yüzücü ve sertifikalı bir skuba dalgıcı olması sayesinde bu rolde hiç zorluk çekmedi. 1996’da Venus Rising adlı filmde ‘Young Eve’ rolünü canlandırdı. 1998’de Brooklyn South (bir bölümde, Melissa Hauer rolünde), Evimiz Hollywood’da (Beverly Hills 90210 -iki bölümde, Leanne rolünde) ve Aşk Gemisi (The Love Boat: The Next Wave – bir bölümde, Layla rolünde) adlı dizilerde de rol aldı.
Liseden mezun olduktan sonra, Pulitzer Ödüllü oyun yazarı ve yönetmen David Mamet ve William H. Macy’nin kurduğu, Atlantic Theater Company’de Macy ve eşi Felicity Huffman’dan oyunculuk dersleri almaya başladı. 1999’da Drew Barrymore’un başrolünde olduğu romantik komedi Never Been Kissed ve korku-komedi filmi Idle Hands’de oynadıktan sonra, Hollywood’da da tanınmaya başlayan Jessica Alba, 2000’de yönetmen James Cameron tarafından 1200 aday içerisinden seçilerek, bilim-kurgu dizisi Dark Angel’da (Kara Melek) başrol oynamaya başladı. Genetik olarak geliştirilmiş, süper asker Max Guevara / X5-452’yı canlandırdığı dizi, iki sezon devam ettikten sonra yayından kaldırıldı. Jessica Alba, bu dizideki rolüyle 2000’de En İyi Kadın Televizyon Oyuncusu dalında (Best Actress on Television) Saturn Award’ı, 2001’de ise Yılın Çıkış Yapan Yıldızı dalında (Breakout Star of the Year) TV Guide Awards’ı ve Teen Choice Awards’ı kazandı.
2003’de Honey adlı filmde dansçı ve kareograf Honey Daniels’ı canlandırdı ve The Sleeping Dictionary’de Selima rolündeydi. 2005’de Bruce Willis, Benicio Del Toro, Elijah Wood, Brittany Murphy’nin başrollerinde olduğu ve egzotik bir dansçıyı canlandırdığı Sin City’den sonra aynı yıl Fantastic Four’da görünmez kadın Sue Storm’u ve Paul Walker ile başrollerini paylaştıkları Into the Blue adlı filmde Sam karakterini canlandırdı.
Boynunun arkasında, üzerinde dişi bir kuş olan papatya ve dirseğinde lotus çiçeği ‘padma’ anlamında Sanskrit sembollerinden bir dövmesi olan Alba, 3 köpeği, 2 pug cinsi küçük köpeği ve Bowie adında bir pitbulu var. Tıpkı David Bowie gibi gözleri 2 farklı renkte olduğu için köpeğine bu ismi veren Alba, 2006’da Maxim Dergisi tarafından yapılan Yaşayan En Güzel 100 Kadın listesinde ilk sıralarda yer aldı.
Playboy Dergisi’nin mart 2006 sayısında, kendisinden izin almadan onu kapak yapması ve 25 En Seksi Kadın Listesi’nde yer vermesi nedeniyle dergiye dava açtı. Playboy’un sahibi Hugh Hefner’in özel olarak kendisinden özür dilemesi ve Alba’nın desteklediği 2 yardım kuruluşuna bağışlarda bulunmasıyla bu davadan vazgeçti.
Alba, Dark Angel dizisindeki rol arkadaşı Michael Weatherly ile mayıs 2001’de nişanlandı, fakat çift 2003’de ayrıldı. Ocak 2005’de, oynadığı Fantastic Four filminde yönetmen asistanlığı yapan Cash Warren’la görüşmeye başlayan Alba’nın, Fantastic Four, Sin City ve Saw’ın devam filmlerinde oynayacağı açıklandı. Ayrıca The Eye ve Awake'deki performansıda gözden kaçmayacak gibi değil.

İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı!

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Ünlü oyuncu Sean Penn'e 2009 "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar'ını kazandıran "Milk" festivalde gösterilecek filmler arasında. Festival programı, gösterim bilgileri ve bilet satış bilgileri 10 Mart Salı günü yapılacak basın toplantısının ardından açıklanacak. Biletler 21 Mart tarihinden itibaren satışta!Festival, 15-16 Nisan 2009 tarihlerinde "Köprüde Buluşmalar Seminerleri" dahilindeki proje geliştirme atölyesinin ikincisini düzenliyor. Daha önce 9 Mart'ta sona ereceğini duyurulan başvuralar, 16 Mart tarihine kadar uzatıldı!Ulusal Yarışma Jürisinin bu yılki başkanı ise ünlü sanatçı Kutluğ Ataman. Los Angeles California Üniversitesi'nde sinema eğitimi alan Kutluğ Ataman, sinemacı ve sanatçı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Eserleriyle İstanbul Bienali'ne de katılan Ataman, güncel sanat alanındaki çalışmalarının yanı sıra "Karanlık Sular", "Lola & Bilidikid" ve "İki Genç Kız" adlı uzun metrajlı filmleriyle de uluslararası birçok festivalden ödüller kazandı. İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma Jürisinin seçeceği En İyi Film ve En İyi Yönetmen'e, Kültür ve Turizm Bakanlığı ödül olarak 50.000'er TL verecek. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın vereceği En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri ise 10.000'er TL. Festival yönetmeliğinde yapılan değişiklikler uyarınca Ulusal Yarışma jürisi bu yıl ilk kez En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Müzik dallarında da ödül verecek. Yarışmada Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Derneği üyelerinden oluşan jürinin Onat Kutlar anısına vereceği FIPRESCI Ödülü de yer alıyor. FIPRESCI ödlünü kazanan filmin yönetmenine Efes Pilsen bir sonraki filminde kullanılmak üzere 30.000 USD değerinde para ödülü veriyor.Ayrıca Nokia Nseries Kısa Film Yarışması finalistleri de belirlendi. Ön eleme sonrası belirlenen ilk 50 film arasından Ön Seçici Kurul tarafından altı finalist seçildi.

Meşhur dizinin meşhur şarkıları…

“Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket ve The New Pornographers gibi ünül isimler var.Milo Ventimiglia, Hayden Panettiere, Ali Larter ve Sendhil Ramamurthy’nin başrollerini paylaştığı ünlü dizi “Heroes”, şimdi de soundtrack’iyle karşımıza çıkıyor!Yayınlandığı ülkelerde beğeniyle izlenen ve geniş bir hayran kitlesine sahip olan “Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket, Death Cab For Cutie ve The New Pornographers gibi son yılların gözde alternatif rock gruplarının yanı sıra ünlü müzisyenler David Bowie ve Bob Dylan’ın şarkılarına da rastlamak mümkün.

Dünyanın en seçkin güzeli

Monica Bellucci, "Women's World Awards" ödülünü alırken Yemenli Nujood Ali'den bahsetti. Güçlü, etkili ve başarılı kadınların çalışmalarını ödüllendirmek için 2004'ten beri dağıtılan "Women's World Awards" ödülleri önceki akşam Viyana'da sahiplerini buldu.Bu prestijli ödülü alanlar arasında İtalyan sinema yıldızı Monica Bellucci'de vardı. "Seçkin Değer" ödülü alan seksi yıldız konuşmasında, ailesine karşı çıkıp evlenmeyi reddeden 10 yaşındaki Yemenli Nujood Ali'den bahsederek "Ülkesinden çıkmasına izin verilmediği için aramızda değil. Ama kalplerimiz onunla" dedi.