Milo Ventimiglia, Hayden Panettiere, Ali Larter ve Sendhil Ramamurthy’nin başrollerini paylaştığı ünlü dizi “Heroes”, şimdi de soundtrack’iyle karşımıza çıkıyor!Yayınlandığı ülkelerde beğeniyle izlenen ve geniş bir hayran kitlesine sahip olan “Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket, Death Cab For Cutie ve The New Pornographers gibi son yılların gözde alternatif rock gruplarının yanı sıra ünlü müzisyenler David Bowie ve Bob Dylan’ın şarkılarına da rastlamak mümkün.9 Mart 2009 Pazartesi
Meşhur dizinin meşhur şarkıları…
Milo Ventimiglia, Hayden Panettiere, Ali Larter ve Sendhil Ramamurthy’nin başrollerini paylaştığı ünlü dizi “Heroes”, şimdi de soundtrack’iyle karşımıza çıkıyor!Yayınlandığı ülkelerde beğeniyle izlenen ve geniş bir hayran kitlesine sahip olan “Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket, Death Cab For Cutie ve The New Pornographers gibi son yılların gözde alternatif rock gruplarının yanı sıra ünlü müzisyenler David Bowie ve Bob Dylan’ın şarkılarına da rastlamak mümkün.Dünyanın en seçkin güzeli
Güçlü, etkili ve başarılı kadınların çalışmalarını ödüllendirmek için 2004'ten beri dağıtılan "Women's World Awards" ödülleri önceki akşam Viyana'da sahiplerini buldu.Bu prestijli ödülü alanlar arasında İtalyan sinema yıldızı Monica Bellucci'de vardı. "Seçkin Değer" ödülü alan seksi yıldız konuşmasında, ailesine karşı çıkıp evlenmeyi reddeden 10 yaşındaki Yemenli Nujood Ali'den bahsederek "Ülkesinden çıkmasına izin verilmediği için aramızda değil. Ama kalplerimiz onunla" dedi.23 Şubat 2009 Pazartesi
Ennn Kötüler!...
Oscar'ın galibi Slumdog Millionaire

81. Oscar Ödül Töreni” bu gece ABD'nin Los Angeles kentinde 3 bin 500 kişilik Kodak Tiyatrosu'nda sahiplerini buldu. Hint yapımı Slumdog Millionare 7 dalda birden ödül kazanarak geceye damgasını vurdu. Gecenin ilk ödülü En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Penelope Cruz'un oldu. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü geçen yıl 2 Ocak'ta hayatını kaybeden Avustralyalı oyuncu Heath Ledger kazandı. Ödülü Ledger adına annesi, babası ve kız kardeşi aldı.
23 - 29 Biyografi'de Bu Hafta : Josh Hartnett
Asıl adı Joshua Daniel Hartnett olan ünlü oyuncu 21 Temmuz 1978 San Francisco, Kaliforniya'da dünyaya gelmiştir.(Ben sana bayılıorum oyunculuğuna yanlış anlamasın,bebişim sende kızma geçen hafta senin için dünyanın en dolgun memeli karısını koydum biyografçiğe :p) Minnesota South Lisesi'nden 1996'da mezun oldu ve New York Devlet Üniversitesi'ne kayıt oldu, 'Cracker' (1997) dizisinde canlandırdığı Michael Fitzgerald karakteri nedeniyle okuldan ayrıldı.(Lisede sağ dizinden sakatlandığı için futbolu bırakmış.)Elden Henson ile birlikte Roulette Entertainment adlı yapım şirketini kurdu.Josh bir vejeteryan ve caz dinlemeyi çok seviyor.Halloween H20: 20 Years Later (1998) filmi ile ünlendi.2002 yılında ShoWest Ödüllerinde Yarının Erkek Yıldız Adayı seçildi.Ardından 2006 yılında Milan Uluslararası Film Festivali'nde Lucky Number Slevin ona En iyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi.Kendisi ''yıldız değil oyuncu'' olduğunda ısrar etse de Josh Hartnett uğruna sinema salonlarını dolduran kadınların sayısı hiç de az değil. Armani'nin yeni erkek parfümü ''Diamonds for Men''in yüz olarak yeniden gündeme gelen Hartnett'in yakışıklılığı da oyunculuğa da giderek olgunlaşıyor...
Josh'ın Filmlerine Gelince: 1997 Halloween H20: 20 Years Later (John Tate)
1998 Debutante (Bill)
1998 Faculty (Zeke Tyler)
1999 The Virgin Suicides (Trip Fontaine)
2000 Here on Earth (Jasper Arnold)
2000 The Same (The Neighbor)
2000 Member (Gianni)
2001 Blow Dry (Brian Allen)
2001 Town & Country (Tom Stoddard)
2001 Pearl Harbor (1st Lt/Captain Daniel Walker)
2001 O (Hugo Goulding)
2001 Black Hawk Down (Matt Eversmann)
2002 40 Days and 40 Nights (Matt Sullivan)
2003 Hollywood Homicide (KC Calden)
2004 Wicker Park (Matthew Simon)
2005 Mozart and the Whale (Donald Morton)
2005 Sin City (The Salesman/The Colonel)
2006 The Black Dahlia (Ofcr. Dwight 'Bucky' Bleichert)
2006 Lucky Number Slevin (Slevin Kelevra)
2007 Resurrecting the Champ (Erik Kernan)
2007 30 Days of Night (Eben Oleson)
2008 August (Tom Sterling)
2008 I Come with the Rain (Kline) (Post-production)
2009 Bunraku (The Drifter) (Post-production)
2009 Queen of the South (Santiago) (Post-production)
21 Şubat 2009 Cumartesi
I Kissed a Girl and I Liked it :p
Bu kıza ve Hot N Cold şarkısına bayılıyorum...Katy Perry daha genç yaşına rağmen çok başarılı,büyük ihtimalle gelcekte Britney'den sonra Madonna'nın tahtına aday...Katy ile ilgili daha çok bilgi almak isteyenler aşağıya... 
Katy Perry (Katheryn Elizabeth Hudson, d. 25 Ekim 1984, ABD'li şarkıcı ve söz yazarı. İsmini ilk olarak "UR So Gay" ve Billboard Hot 100'de 1 numara olan hiti "I Kissed a Girl" şarkısıyla duyurmuştur.
Birçok kişi tarafından MySpace şarkıcısı olarak nitelendirilen Katy Perry, aslında 2000'lerin başından beri müzik dünyasının içinde bulunuyor. Gospel dinleyerek büyüyen şarkıcı, ilk olarak 2001'de Katy Hudson isimli gospel albümünü çıkarttıktan sonra müzik çalışmalarına küçük çaplı işlerle devam etti. 2004'te The Matrix isimli prodüksiyon takımına stüdyo vokalisti olarak katıldı. Bir süreliğine ünlülerin prodüktörü Glen Ballard’la birlikte çalışan sanatçı o dönemde çıkması planlanan albümü üzerinde çalışıyordu. Ballard’la birlikte kaydettiği "Simple", "The Sisterhood of the Traveling Pants" isimli 2005 tarihli filmin soundtrack'ine dahil edildi. O döneme kadar plak şirketleriyle uzun süreli anlaşmalara imza atamayan Katy, bu sefer "Simple" şarkısıyla Virgin'in ilgisini çekerek plak şirketiyle albüm anlaşması için masaya oturduktan sonra ilk solo albümünün çalışmalarına başladı.
İlk olarak internette ünlenen "UR So Gay" parçasını EP olarak piyasaya süren sanatçının Greg Wells, Dr. Luke, Butch Walker, Max Martin ve Cathy Dennis’le birlikte çalıştığı One of the Boys albümü 17 Haziran 2008'de piyasaya sunuldu. Albümün ilk single'ı "I Kissed a Girl" parçasına seçildi. iTunes listesinde zirveye tırmanan şarkının klibi de internette en fazla izlenen videolar arasında yer aldı.(Vikipedi)
Thick as Thieves / The Code
Thick as Thieves'ı dün akşam izledim ve müthiş buldum.Özellikle Morgan Freeman ve Antonio Banderas gibi iki dahiyani oyuncu bu filme cuk diye oturmuş ve çok ilginç bir ikili olmuş.Film başta Ocean's tarzında gibi görünsede ilerledikçe daha farklı olduğunu olduğu kesin.Gelelim filmimize Morgan Freeman (Ripley) usta bir soyguncu, Antonio Banderas (Gabriel) ise, New York metrosu ve sokaklarında hırsızlık yapan yakışıklı bir adamdır. Ripley planladığı büyük soygun için aradığı ortağı bulmuştur. Bu soygunla, hem eski ortağının Rus mafyasına borçlarını ödeyecek hem de vaftiz kızı Alex'in hayatını kurtaracaktır. Alex ile Gabriel arasında ise (filmde oldukça cüretkar sahnelerle karşımızdalar) Ripley'nin tüm karşı çıkışlarına rağmen bir yakınlaşma doğacaktır. Soygun günü geldiğinde (bu soygun bildiğimiz gibi değil,oldukça uğraş verici) adamlarımızdan birisi hiçte beklemediğimiz bir şekilde filmin akışını etkiler.Temposu hiç düşmeyen film, daha Amerika'da bile gösterimde değil nasıl izleyebiliyoruz böyle filmleri şaşıyorum :p imdb'de de bilgisi yok... 20 Şubat 2009 Cuma
Lost 5x06 316

Ben artık bir şey demiyorum , diyemiyorum dünkü bölümden sonra artık kafam allak bullak ne düşünceğimi bilmiyorum örümcek ağı gibi oldu herşey sadece boş boş izliyosun,umarım haftaya bu soruların cevabını alırım yoksa çıldırıcam artık adayımı basarım yoksa Ajira ile nereye bulursam oraya mı giderim bilmiyorum artık sorularıma cevap istiyorum

19 Şubat 2009 Perşembe
[Rec]
Bu filmi aslında çok uzun zaman önce seyrettim ama yorumunu yazmak geçen tv'de eski fragmanlar köşesinde görmemle aklıma geldi.Bir çoğunuz sinemalarda ''Quarantine'' diye bir korku filmi duymuşsunuzdur yada izlemişsinizdir bu film Rec'in çakması arkadaşlar daha doğrusu çalıntı artık senaryo üretemeyen Amerikalıların çalıntı filmi...Zaten nette yapılan okuduğum yorumlarda da beğenilmemiş,herneyse biz gel gelelim İspanyol yapımı orjinaline...
Rec'i aslında izlemekte oldukça zorlandım bir iki ay geciktirdim diyebilirim ama sonradan birazda Krispi yarışmasının sayesinde gaza geldim ve izledim.Konusunu kısaca özetlersem Angela ve kameraman arkadaşı Pablo,itfaiyecileri konu alan bir program çekmektedirler.Program oldukça sıkıcı geçmektedir.Birden bir ihbar telefonu alırlar,bir yaşlı kadın ev kazası geçirmiştir.Angela ve Pablo'da itfaiyecilerle birlikte olay yerine doğru yola çıkarlar.(Pablo dedikçe Lost'taki abimiz gelio aklıma söylemeden geçemiycem :p) Vardıkları yerde ise akıllarını gelmeyecek şeyler benim en sevdiğim Zombikler :)) vardır...Apartmanı karantina altına alırlar ve kimse ne olduğunu anlamaz, zombiler tarafından ısırılan herkes birer zombiye dönüşür.Sonunu söylemiyim artık canım yorum yapıyoruz şurda izlemeyenler olabilir.
En başta filmin el kamerasıyla çekilmesi muhteşem kendinizi Pablo'nun arkasından koşuyormuş gibi hissediyorsunuz ayrıca hiçte düşmeyen bir temposu varki ciddi heyecanlanıyorsunuz...Mutlaka izleyin derim hatta ondan önce Youtube'da sinema salonunda filmi izleyenleri çekmişlerki süper :) onları bir izleyin .Kendi türünde hakkını vermiş, Amsterdam Fantastik Film Festivali ve Avrupa Film Ödülleri gibi 16 ödül almış ve bir o kadar adaylığı var bana gelince ben zaten bu filmden sonra bir furyaya kapıldım ki sormayın...Artık bir günüm zombiksiz geçmiyor ama sabahları evden çıkarken apartmanın kapısını açana kadar biraz terliyorum ne olur ne olmaz virüs'ün nerden çıkacağı belli olmaz:))
18 Şubat 2009 Çarşamba
Son Tarantino filmi
Brad Pitt, Quentin Tarantino'nun son filminde rol almak için sözleşme imzalamış.Kaç gündür merak ediyordum bu haberi karış karış ettim neti...Filmin adı ''Inglourious Bastards'' olucakmış. İkinci Dünya Savaşı'nda geçiyormuş ve Brad Pitt Nazilere'e karşı Yahudi direnişçilerin başı Aldo Raine'yi canlandırıyormuş.Weinstein Company ve Universal'ın ortak yapımı olarak gerçekleştirilecek filmi gelecek yıl düzenlenecek Cannes 'a yetiştirmek için, Tarantino sıkı bir çalışmaya girmiş.İlginç bir buluşma olucak gibi umarım başarılı bir yapım olur, yalnız Tarantino'nun gerçekten son filmimi olacak merak ediyorum...

Gdanska
Bir Kanada Filmi - - - 5 Değişik Öykü

17 Şubat 2009 Salı
‘Recep İvedik 2’ rekor kırdı

16 Şubat 2009 Pazartesi
Katliam Kurbanı ''Jensen''

Yaşlı Brad ve İlginç Bir Hayat Hikayesi

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Bu nasıl güzel bir film,nasıl güzel bir anlatım tarzıdır bilemedim...Dönemi yansıtışı,makyajı,senaryo,kurgu ve herşeyden önemlisi oyunculuklar süper...Brad'i öldür hakkını yeme.(Brad ölmesin :(( filmde olsa) Belki de bu kadar övmemizin ve bu filmi bu kadar beğenmemizin sebebi uzun zamandır böyle klasik olacak filmlere hasret kalmamız olabilir.Heryerde çıkan abuk sabuk argo içeren gençlik filmlerinden artık millete bıkkınlık gelmişti.Herneyse ben son derece etkilendim ve hergün heryerde fragmanınıda görsem ay Benjamin diye kendimden geçtim.Son derece etkileyici ve(kimilerine göre çok sıkıcı olsada)çok sürükleyici... İnsan ister istemez kendini sorguluyor ve ben olsaydım napardım,nasıl yaşardım diye düşünüyor.Filmin akışı ve son 20 dakikası gözyaşılarına boğulmama neden oldu.Kaybettiklerimiz ve kaybedeceklerimiz,kaybetmemek için uğraştıklarımız... ımdb'den 8,3 puan alan ve 13 dalda Oscar'a Aday gösterilen The Curious Case of Benjamin Button Oscar Ödüllerinin bir kısmını götürecek David Fincher 'a ise istediğini verecek, ayrıca izleyen daha çok kişinin hayatını ve hayata dair gerekli öğretileri yeniden gözden geçirmesine neden olacak gibi...
14 Şubat 2009 Cumartesi
15 - 22 Biyografi'de Bu Hafta : Kelly Brook

11 Şubat 2009 Çarşamba
Altın Bamya Ödülleri
Altın Bamya, Türkiye sinemasında, erkek egemen bakışın ağırlığına, kadınlara dair alanların daraltılmasına, kadınlara dair oluşan yanlış mitlerin, algıların, cinsiyetçi bakışın yeniden üretilip temsil edilmesine ve bu ayrımcılığın kanıksanır kılınmasına bir eleştiri, bir karşı duruş, bir söz söyleme isteğiyle ortaya çıktı.
Altın Bamya Ödülleri, Türkiye sinemasındaki cinsiyetçiliğe dikkat çekmek ve bir sonraki yıl bu sembolik ödülü verecek aday bulamamak dileğiyle veriliyor.
Altın Bamya adayları, Altın Bamya ön jürisi tarafından 2008 yılında vizyona giren yerli sinema filmlerini bu bakışla değerlendirerek belirlendi.
1. Altın Bamya Adayları
1.Erkek Karakter: Erkeklerin filmlerde tüm anlam ve aksiyonun merkezi olma durumları, cinsiyetçiliğin en bariz yansımasıdır: hikayelerin odağında erkekler ve onların güçleri, özellikle de kadınları (kadın karakterleri) olumsuzlama, nesneleştirme üzerinden kurulmaktadır. Bu kategori değerlendirilirken, erkek karakteri canlandıran oyuncunun yorumu göz önüne alınmadan, erkek karakterin mutlaklaştırıp onayladığı 'erkek' rol ve modelleri ve bunlarla özdeşleşildiği takdirde yaratacakları çok riskli anlamlar ve sonuçlar göz önüne alınmaktadır.
12 Aralık 2008 Cuma
Dünyanın Durduğu GünMüş




