21 Mart 2009 Cumartesi

Orkid'le 80 Günde Devr-i Alem


Dün akşam Heroes'un son 6 bölümünü seyrettik mucuk kuçumla Peter gene Nathan'dan aldığı güçle oraya buraya uçuyordu...Daha uçağı bile binmeyen ben ,düşündüm keşke bende uçsaydım diye...Öyle bir yeteneğim olsaydı oraya buraya uçarak giderdim.Bütün dünyayı gezerdim Clark Kent'le kanka olurdum belki Louis'in pabucunu bile dama atardım :p Ama esas mucuk kuçumu alır İngiltere'ye götürürdüm görsün Kelly'sini,Gerrard'ını sonra ben kalkar giderdim Lost adasına derdim Jackoooo ben uçuyom oğlum bırak o kıçı kırık Kate'yi götirim seni geri derdim :p Hem adada güçlerimde gelişirdi.Ortalığım a...na koyardım... Peki tamam özel yeteneğim yok diyelim ama içim uçma hırsıylı dolmuş bir kişiyim...Acaba bilmem kaç bin tane Orkid Kanatlı'yı bir araya getirsem Hazerfan Çelebi gibi uçarmıyım?????Çıkarım Sabancı Kuleleri'ne koyarım kendimi gökyüzüne...Mythbusters'a sölesem benim için denerler mi ama telif hakkı benim...Bide tutarsa ooo Orkid'de sponsorum olur o zaman Orkid'le 80 Günde Devr-i Alem diye de bir seyahatname yayınlayıp Jules Verne'yede Evliya'yada Esra Ceyhan'a çıkan uçan adam Sabri Bey'ede selam çakardım...Süper fikir bunu hemen hayata geçirmeliyim.
P.s:Konuyu kaydettikten sonra Google'ye girdim ve Sabiha Gökçen'i gördüm ne alaka dedim tıkladım bugün -aslında 22 Mart- doğumgünüymüş.
Tamamen tesadüf :p

20 Mart 2009 Cuma

İçmişim Dertliyim,Dün Akşama İtifen

Efes Pilsen



Yeni Rakı



Beylerbeyi Rakı



Efe Rakı



Fasıl Rakı


Smirnoff

Bacardi

Kim ne dese boş,ben seviyorum sizi...

19 Mart 2009 Perşembe

Yanar Dönerli Ortaya Karışık!...


Yıllar yılı dert yolunda
Ne ilk nede sonuncuyum
Kahrediyor hayat beni
Acilarin çocuğuyum
Yıllar yılı dert yolunda
Ne ilk nede sonuncuyum
Kahrediyor hayat beni
Aciların çocuğuyum


Söylemiyor kimse derman
Öyle zorki mutlu olmak

Yüregimde büyük ferman
Acilarin çocuğuyum
Ben acilar çocuğuyum


Sevdalardan darbe yedim
Su gönüle sevme dedim
Ömrü yare kul eyledim
Acilarin çocuğuyum -
Sevdalardan darbe yedim
Şu gönlüme sevme dedim
Ömrü yare kul eyledim
Ben acilar çocuğuyum


Cekip gitti sevilenler
Gariplerdi yenilenler
Dünya sizin sevmeyenler
Acilarin çocuğuyum
Ben acilar çocuğuyum


Aklıma takıldı sebepsiz yere düşündüm Türkiye yoldan çevirseniz her 5 insandan 3'ü rahat bu şarkıyı biliyordur.Ve sıkılıp off çektiğinde her 10 insandan 1'i bu şarkıyı söylüyordur.Küçük Emrah bir fenomenlik dönemi...Okul yıllarında edebiyat derslerimizde hoca şiir verirdi ve şairin ne anlatmak istediğini satır satır açıklamamızı isterdi.Oturdum bugün bende kendi kendime bu şarkının açıklamasını yaptım.Sonuç bekliyorsunuz ama yok sonuç falan yok.Kendime kalsın...Neyse şahsı muhterem ben Fen-Mat sınıfında edebiyatı duyarlı tek şaşıfelek olduğum için edebiyatım hep 10'du.Diğerlerini sormayın :p.Hep sevmişimdir okumayı ve yazmayı hatta ders kitaplarımın önsöz,içindekiler bölümü ve en arka kapak içleri hem yazılarla doludur...Ama en çok sevdiğim adalar vapurunda giderken yazdıklarımdır.Onlarda genelde dershane kitaplarımın arka kapak içlerindeler...
Okuma aşkım artık kapıya dayanmıştı.Dayanamadım ve Elif Şafak'ın Aşk kitabına başladım aslında yanlış tercih olduğunu düşündüm başta daha siyasi bişeyler okumak istiodum sanki,ama pişman değilim şu an iyi gidiyor... Akşam mucuk kuçumla oturup film izledik gene bu sefer kararlıydım V For Vendetta'yı seyretmeye (Prens Erken Serçe özlemim ağır bastı hehehehe) iyikide seyretmişiz ben çok ama çok beğendim.
Natalie Portman'ı açıkçası pek sevmem çok soğuk geliyor kadın bana...Vendetta'yı canlandıran adamımız Matrix'deki Ajan Smith ve Yüzüklerin Efendisi'ndeki Elrond rolleriyle tanıdığımız Hugo Weaving...Filmin konusunu anlatmıycam izlemeyenler kesinlikle izlesin...

''Remember, remember, the fifth of November''

Off!...Canım yeşil zeytin istio ama babamın Assos'tan getirdiklerinden..Kaşıkla yiyodum zeytinleri ya..

18 Mart 2009 Çarşamba

Splinter

Dün akşam film seansı düzenledik.Her zamanki gibi mucuk kuçumla uzun uzun tartışmalardan sonra Splinter adında afişinden korku olduğu belli bir film seyrettik bu arada film arşivimiz ciddi anlamda genişliyor artık hızına yetişemiyorum.Splinter'ı izlemeden önce araştıralım dedik kimileri Parçalayıcı,kimileri Kıymık diye çevirmiş...İmdb'de 6.3 puanı.Konu çok basit asalak hayvanın teki -nasıl bir hayvan onuda çözemedim- insanlara yapışıo onların vücudunda beslenip onlarıda asalak yapıyor.Çevremizdeki bu kadar asalak insan varken birde bunun gibi yaratıklar çıkıo...Korku değil zaten garibimsi bişey ya türsüz bu film yaa..The Ruins bundan çok daha iyidi...Sonu ise basit 10 üzerinden bende olsaydım 4 falan verirdim.Anlamadığım şey neden böyle filmlerde karakterlerden biri bakkal diğeri jigolo yada konuyla alakasız bir meslekte çıkmıyor.Konumuz asalak hayvan,başroldeki oyunculardan biri Biyolog gelde sıçma konunun içine şimdi.Zaten daha bizde önümüzdeki ay vizyona giricek çokta aman aman değil elinize geçtiyse izleyin...

By Serçe

Özledim o şen kahkahanı,bıyıklarını,hard diye kameradan ısırmanı,parmaklardan kalp yapıp gönlümün tahtına kondurmanı,kalçanı,oynak ellerini sırtında kavuşturup yılan dansını tersten yapmanı özledim,nerdesin Vendetta'den bozma prens Erkan Serçe...Uzun zaman ara verdikten sonra sırf tanıtımda bu adam için izliycem dediğim Yemekteyiz'de görüp keşfettiğim yüce şahsiyet,adam senin elin Alamanyalarında neyşin var gel vatanına böyle beyinler yurtdışında boşa harcanıyor valla araştırdığım kadarıyla bordum barlar sokağında bayağı çalışmışlığı var,sonra Almanya'ya gitmiş oryantel dans eğitmenliği yapıyormuş...Youtube'da aynı mekanda çekilmiş bol bol klibi var...Evlenip ayrılmış 2 çocuğu varmış.En son zap esnasında Çağla ve Alişan programınında görmüştüm kendisini.Evi muhteşem bal dök yala ya o ne evdi yaaa bayıldım.Allah seni başımızdan eksik etmesin varlığın bir dert yokluğun yara :p Çıkma tv'ye artık n'olur ya,netten videolara bakim dedim kendimi aşağıda nefes alırken buldum daraldım ya...

17 Mart 2009 Salı

*Bol sabır içerir

Uyku gözlerimden akıyor,her yeri fulu görüyorum,çalışma istediğim geçmiş kışta kalmış ona rağmen kendimi zorluyorum...Sabah kurduğumuz hayallerde cabası...Sadece beni çileden çıkarmayın onu istiyorum...
Göksel'i bilmeyen yoktur herhalde çok garip bir sesi ve ve tarzı vardı...Sabır şarkısıyla çıkış yapmıştı.Sabahtan beri ,Sabır sabır ya sabır diye beni sinir edenlerin gözünün içine bakarak söylüyorum.Sabır ya sabır işe sabır ,ona sabır buna sabır sabahın köründe başladım bide akşamı var bunun sabır...Akıllı ol aklını alırım bakışı atıyorum boş,kafanı kırarım diyorum boş kapıyı çarpıp gidiceksin ama gidemiyosun işte...Pozitif olcam diye yiyorum kendimi ama yok insanı kasap yapar bunlar...

16 Mart 2009 Pazartesi

Bu albümüde bensiz yaptınız ya :p

Hande'cim canım ciğerim gene benden habersiz albüm yapıyomuş diye duydum olsun şarkılar güzel olsun affederim dedim,o kadar güzel fotoğraflar çektirmiş bi açıp sormadı hayatım nasıl olmuş diye fotolar kalite hakkını yemiyim dedim gene affettim ama son davranışını hiç kaldıramam sen git Teoman'la düet yap haber verme olmadı Hande olmadı...''Hayrola'' ne ayak????? Arsız diye şarkı yaz onu oku Teoman'la....Arsızlığının daniskası bi haber ver gülüm bari koşup geleyim ikinizi yanyana göreyim...

ARSIZ SAKLAYAMAYIZ ARTIK AŞKI
ALEV ALDIK
SÖNDÜREMEYİZ YANDIK
ELİ YEL ALDI

TESADÜF DEĞİL BU YANGIN SEN ÇIKARDIN
GEÇ KALDIN, YİNE GEÇ KALDIN
YARIM KALDIM , SENSİZ KALDIM

AŞK VARSA KARŞINDA
KİM YENEBİLİR
ZAMANIMI KİM YENEBİLİR
SAVAŞMA BOŞUNA
NE OLABİLİR
NE ŞİMDİ NE SONRA
ÖDÜN VERİR
ÇAL KAPIMI ÇAL
BU RUH ARSIZ KARARSIZ
SOY BENİ İÇİM RAHAT
AKLIM TUTARSIZ
ÇAL KALBİMİ ÇAL
BU RUH ARSIZ KARARSIZ
ÇÖL GİBİ İÇİM KURAK
SUSUZ VE YALNIZ

HAMSİLERİ BÖYLE DİZECEKSİN TEPSİYE!

Merhaba,Size çok güzel bir pilaki tarifi veriyorum.Hem malzemeye, hem de dizilişe özen gösterirseniz harika oluyor.Afiyet olsun.
Hamsi Pilaki (kaşarlı) Malzeme : (4 kişilik )
½ kg hamsi
1 kuru soğan
Domates (iri, olgun)
2 adet yeşil biber
1 kahve fincanı zeytinyağı
100 gr eski kaşar
Tuz
Karabiber
Yapılışı :
Hamsileri kılçıklarını çıkararak temizle, yıka, durula
Kapaklı teflon tava veya pilav tenceresine yağı koy
Yemeklik kıyılmış soğanı öldür
Küçük doğranmış yeşil biberi ve domatesi ekle, az daha kavur
Malzemenin birazını bir kaba ayır
Hamsileri, kuyruk merkezde, yıldız gibi tavaya/tencereye diz
Kalan malzemeyi üste ser
Tuz ve karabiberi ekle
Kapağını kapat, kısık ateşte 10 dakika pişir
Rendelenmiş kaşarı üstüne serp, 5 dakika daha pişir
Sıcak olarak servis yap
Dizilişi :

Şimdi de hamsileri nasıl dizeceğinizi gösterelim.Tavanız küçükse üçüncü diziliş tavsiye edilir.
HAMSILERI BÖYLE DIZECEKSIN TEPSIYE



Basın Duyurusu 2


kendi içimdeki kavgalardan sıkıldım iki tarafıda dinledim ve baskılara dayanamadım blogu değiştirme kararı aldım aslında iyi olduda belki bu manik depresif ruh halimede iyi gelir :p dakka başı yazcam artık heheehe

15 Mart 2009 Pazar

Dün gece Vampirle Görüştüm...

Sevgili ağır sanayi makinemiz pc'mizde yazmak işkence oldu artık benim için...O yüzden bir kaç gündür biloğumdan ayrıydım amma velakin dün gece dayanamadım bütün engellere rağmen yazcam dedim...Dün gece Tnt'de Vampirle Görüşme vardı.İkinci verişleri bu filmi ikisindede gecenin bir köründeki tekrarını seyrediyorum.Gerçi sorsanız yenimi izledin diye hayır bilmem kaçıncı postadır bu...İlk izlediğimde çüçücük bir çocuktum ve evdeki herkeş dışarıda idi, tektim.Az biraz seyretmiştim oda Tom Cruise manyaklığımdan kaynaklanıyordu.Tom Cruise demişken şimdilerde pek takmıyorum ama ciddi ciddi ben bu adamın küçükken manyağı idim.Video ve video kasetler yeni çıkmış iken babam hep filmler alırdı.O zaman öpüşmeli filmleri bile seyretmem yasaktı ayıp diye :p Ama ben kurallar kırmak içindir ilkesini benimsemiş çüçük bir çocuk olaraktan kimse evden yokken videoyu kurcalayıp Cocktail filmini 30 kere seyretmişimdir ondandır hala şelale fantezim :p Daha sonradan bir gün kaset videonun içinde kalınca ve ben parmağımı içine sıkıştırıp canımı kurtarmaya çalışırken üstüne annemin eve ani baskınıyla, yaptığım o bütün gizli kapaklı işler gün yüzüne çıkmış bizim videoda tamirciye gitmişti.Baktılar ben Tom'u görünce ancak yemek yiyorum annem Rain Man'le başladı işe,deli gibi kürdan saymaya başladığım gün annem kaseti video dükkanına takasa yolladı babamla...Babamın takas ettiği filmi merakla beklerken onları bir gece uykumdan kalkıp bastım ve aaa bu o takas filmimi dedim filmin adını bir süre takas olarak bildim ama esas ası Mavi Göl imiş...Normal olarak bu filmide izlemem yasaktı ama bir filmsever asla engel tanımaz dedim ve bu sefer kapı kenarlarından filmi izlemeye koyuldum.Beni sonunda zaptedemeyeceklerini anlayan ebeveynlerim artık film seanslarını çizgi ve çocuk filmlerine ayırdılar ama ben bunları izlemem,eyy bozul video deyip kalemi soktum makinenin içine ve o video tarihi eser olarak antika bölümümüzde sergileniyor :p Zaten bu kadar zahmete değmedi Star açılınca paldır küldür bütün filmleri verdiler Mavi Göl 1 ,2 hala hafızalarımda...İşte Tom Cruise'un benim hayatımdaki etkisi..Gelgelelim ''Interview with the Vampire'' 'a Vampirler yaşamım boyu hep ilgimi çekmiş ve varolduklarını hep düşünmüşümdür.Claudia (Kirsten Dunst) yerinde olmak isterdim açıkçası hiçte öle büyümek istiyorum tripleri olmadan,hem Tom yada Brad'in sevgilisi rolünde olsam habire beni ısır beni ısır deyip delik deşik kalırdım sonra bende kıskançlık hat safhada çünkü :pBradciğim bu filmde esas adam,Tom Cruise ve Antonio Banderas ikinci planda,Kirsten Dunst ise daha çüçüçük bir kız,ilk filmi denebilir.Acaba seyretmeyen varmıdır bilmem,varsa eğer seyretsin hemeenn.Aaa unutuodum az kalsın filmimizde birde canım ciğerim Christian Slater'ım var gazeteci rolünde ,şahsen ben kendisini Broken Allow'da tanıdım,Hard Rain'de beynime kazıdım,Alone in the Dark ise müthişti...Vampirle Görüşme aslında sonu açık biten bir film ama devamını neden çekmemişler muamma, (Tom,Brad,Christian belki Antonio çok para çookk)iyikide çekmemişler tadında kalmış...Ben ise daha kaç kere seyrederim bilmem ama ve her seferindede ısır beni Brad ısır beni Tom diye uykuma dalarım :p

14 Mart 2009 Cumartesi

Basın Duyurusu

Biyograficik falan yok artık sıkıldım ondanda...

10 Mart 2009 Salı

Olsada izlesem canım çekti

Dışarıda yağmur yağıo delicesine ve ben işteyim.Evde uzanıp film seyretme istediğim çalışma aşkımın önüne bir engel koyuyor şu anda :p Düşündüm ne seyrederim diye şöyle canım kaç gündür Zombikli birşeyler çekiyordu.En son izlediğim Dead Set mini dizisinin etkisindeyim demek hala derkene bir anda kendimi Costi'yi ararken buldum.Kendisini çok severim ve şu anda battaniyenin altına girip izlesem başka bişeyde istemem... Madem izleyemiyorum bari aklımda kalanları yazayımda biraz hatırlayım dedim ,seyretmeyen için sipolıırr içerir.Şimdi bu John Constantin (Keanu Reeves)cehennemden yeni çıkmış, melez melek ve iblisleri görebilmek,tanıyabilmek gibi yetenekleri olan bir adamcağız.Bunları görerek insanlara yardım edio ki cennete gidebilsin. Öte yandan dedektif kızmız Angela Dodson'ın (Rachel Weisz) ikiz kardeşi garip bir şekilde intihar etmiştir.Angela araştırır didinir Costi'yi bulur çünkü kardeşinin ruhunun ömür boyu cehennemde kalacağından korkuyordur.Bundan sonra olaylar cehennem ve dünyamız arasında gidip gelir ki küvet sahnesi bittiğim sahnedir küvetim yok olsa denerim.

Constantine canım ciğerim (bu film Keanu'yu sevmeme neden olmuştur yani) ,yaşamı ve ölümü sürekli hafife alır,hayatten bezmiş bir köle misali sigaranın dibine vurur.


Arkadaşımız olaylarının bitme noktasında artık bıkmış intiharın eşiğine gelmiştir son sigarasını yakar ve kendini keser fakat Şeytan bunu izin vermez.Şeytan rolündede hasta olduğun adamlardan Prison Break dizisinde John Abruzzi karakterini canlandıran Peter Stormare var.

Herneyse Şeytanımız Costi'nin ciğerlerini çekip çıkarır ve onu tekrar dünyaya geri gönderir.Çünkü Şeytan suç işledikçe Costi'ye iş çıkar...
Filmi çıktıktan bayağı uzun bir zaman sonra izledim ben ama çok beğendim dediğim gibi Keanu Reeves'i hiç sevmezdim ama bu filmden sonra artık kalbimde onada bir yer var.Araştırdığım kadarıyla devamı çekilecekmiş ama çekilmese daha iyi ,yapmayın Amerikalı abilerim ne olur bari bu filmin içine sıçmayın.

9 Mart 2009 Pazartesi

Çalıkuşu Efsanesi


Aklıma geldi bugün birden bire...Ben küçükken (ciddi anlamda küçükken) yayınlanıodu Çalıkuşu...Zamana yenilmeyen nadir eserlerden di hemde öle çok 1 sezon denemeyecek kadar uzun sürmemesine rağmen, mini dizi gibiydi...Cidden tekrar verseler gene izlerim abuk sabuk 2 - 3 sene öncesinin dizilerini temcit pilavı gibi vereceklerini bunun gibi dizileri versinlerde çoluk çocuk izlesin... mümkünse yenisi çekilmesin yeni Feride'ler ve Kamuran'la görmek istemem açıkçası ,kenan kalav ve aydan şener zaten yeteri kadar güzel yansıtmışlardı herşeyi ,hele kenan kalav şu devrin kıvanç tatlıtuğ'uydu o zamanlar millet ayılıp bayılıodu adam hala karizma canım hakkını vermek lazım,birde bu çalıkuşu'nun müziği vardıki (benim için hala önemli) millet on dakka önceden açardı müziği dinlesin diye öle daha yeni başlıo yarım saat özet gösterirler zaten deyip yeni bölümün bi kaç dakkasını kaçırmak yoktu...Müziği süperdi aradım taradım ancak video halinde Yutub'dan buldum.

09 - 15 Biyografi'de Bu Hafta : Jessica Alba

Jessica Marie Alba, 28 Nisan 1915’de Kaliforniya’nın Pomona kentinde dünyaya geldi. Babası Meksika asıllı asker Mark Alba, annesi ise Danimarka ve Fransız Kanadası asıllı, cankurtaranlık yapan Cathy Jensen olan Alba, 16 yaşına kadar kardeşi Joshua, büyük babası ve büyük annesiyle birlikte büyüdü. Babasının görevi nedeniyle Bilaxi’ye (Missisippi) ve sonra da Del Rio’ya (Texas) gittikten sonra, yine Kaliforniya’ya yerleştiler. Spor fanatiği olarak yetişen Alba, çocukluğunda birçok fiziksel rahatsızlık da geçirdi. İki kez akciğerleri iflas etti, bir yıl içinde 4-5 kere zatürre geçirdi, apandisti patladı ve bademciklerinde kist oluştu. Zamanının çoğunu hastanelerde geçiren ve bu yüzden okula düzenli olarak devam edemeyen Alba, yeterince arkadaş edinemedi fakat Kaliforniya’ya yeniden yerleşmelerinin ardından iyileşti.
5 yaşından itibaren oyunculuğa ilgi duymaya başlayan Alba, 12 yaşındayken oyunculuk eğitimi almaya başladı ve 9 ay sonra da bir oyunculuk ajansıyla anlaşma imzaladı. İlk denemesi, 1994’de Camp Nowhere filminde oynadığı Gail rolü ile olan Jessica, sadece iki haftalığına anlaşmış olmasına rağmen, saçları onunkine benzeyen başka bir oyuncunun ayrılması üzerine o rol için 2 aylık anlaşma imzaladı. Aynı yıl, Nintendo ve J.C. Penney reklamlarında oynamasının ardından birkaç bağımsız yapımda göründü ve yine 1994’de Nickelodeon çocuk kanalının komedi dizisi ‘The Secret World of Alex’de 3 bölümde rol aldı.
Avustralya’da çekilen Flipper adlı dizinin ilk sezonunda Maya rolünü oynayan Alba, annesinin iyi yüzücü ve sertifikalı bir skuba dalgıcı olması sayesinde bu rolde hiç zorluk çekmedi. 1996’da Venus Rising adlı filmde ‘Young Eve’ rolünü canlandırdı. 1998’de Brooklyn South (bir bölümde, Melissa Hauer rolünde), Evimiz Hollywood’da (Beverly Hills 90210 -iki bölümde, Leanne rolünde) ve Aşk Gemisi (The Love Boat: The Next Wave – bir bölümde, Layla rolünde) adlı dizilerde de rol aldı.
Liseden mezun olduktan sonra, Pulitzer Ödüllü oyun yazarı ve yönetmen David Mamet ve William H. Macy’nin kurduğu, Atlantic Theater Company’de Macy ve eşi Felicity Huffman’dan oyunculuk dersleri almaya başladı. 1999’da Drew Barrymore’un başrolünde olduğu romantik komedi Never Been Kissed ve korku-komedi filmi Idle Hands’de oynadıktan sonra, Hollywood’da da tanınmaya başlayan Jessica Alba, 2000’de yönetmen James Cameron tarafından 1200 aday içerisinden seçilerek, bilim-kurgu dizisi Dark Angel’da (Kara Melek) başrol oynamaya başladı. Genetik olarak geliştirilmiş, süper asker Max Guevara / X5-452’yı canlandırdığı dizi, iki sezon devam ettikten sonra yayından kaldırıldı. Jessica Alba, bu dizideki rolüyle 2000’de En İyi Kadın Televizyon Oyuncusu dalında (Best Actress on Television) Saturn Award’ı, 2001’de ise Yılın Çıkış Yapan Yıldızı dalında (Breakout Star of the Year) TV Guide Awards’ı ve Teen Choice Awards’ı kazandı.
2003’de Honey adlı filmde dansçı ve kareograf Honey Daniels’ı canlandırdı ve The Sleeping Dictionary’de Selima rolündeydi. 2005’de Bruce Willis, Benicio Del Toro, Elijah Wood, Brittany Murphy’nin başrollerinde olduğu ve egzotik bir dansçıyı canlandırdığı Sin City’den sonra aynı yıl Fantastic Four’da görünmez kadın Sue Storm’u ve Paul Walker ile başrollerini paylaştıkları Into the Blue adlı filmde Sam karakterini canlandırdı.
Boynunun arkasında, üzerinde dişi bir kuş olan papatya ve dirseğinde lotus çiçeği ‘padma’ anlamında Sanskrit sembollerinden bir dövmesi olan Alba, 3 köpeği, 2 pug cinsi küçük köpeği ve Bowie adında bir pitbulu var. Tıpkı David Bowie gibi gözleri 2 farklı renkte olduğu için köpeğine bu ismi veren Alba, 2006’da Maxim Dergisi tarafından yapılan Yaşayan En Güzel 100 Kadın listesinde ilk sıralarda yer aldı.
Playboy Dergisi’nin mart 2006 sayısında, kendisinden izin almadan onu kapak yapması ve 25 En Seksi Kadın Listesi’nde yer vermesi nedeniyle dergiye dava açtı. Playboy’un sahibi Hugh Hefner’in özel olarak kendisinden özür dilemesi ve Alba’nın desteklediği 2 yardım kuruluşuna bağışlarda bulunmasıyla bu davadan vazgeçti.
Alba, Dark Angel dizisindeki rol arkadaşı Michael Weatherly ile mayıs 2001’de nişanlandı, fakat çift 2003’de ayrıldı. Ocak 2005’de, oynadığı Fantastic Four filminde yönetmen asistanlığı yapan Cash Warren’la görüşmeye başlayan Alba’nın, Fantastic Four, Sin City ve Saw’ın devam filmlerinde oynayacağı açıklandı. Ayrıca The Eye ve Awake'deki performansıda gözden kaçmayacak gibi değil.

İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı!

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Ünlü oyuncu Sean Penn'e 2009 "En İyi Erkek Oyuncu" Oscar'ını kazandıran "Milk" festivalde gösterilecek filmler arasında. Festival programı, gösterim bilgileri ve bilet satış bilgileri 10 Mart Salı günü yapılacak basın toplantısının ardından açıklanacak. Biletler 21 Mart tarihinden itibaren satışta!Festival, 15-16 Nisan 2009 tarihlerinde "Köprüde Buluşmalar Seminerleri" dahilindeki proje geliştirme atölyesinin ikincisini düzenliyor. Daha önce 9 Mart'ta sona ereceğini duyurulan başvuralar, 16 Mart tarihine kadar uzatıldı!Ulusal Yarışma Jürisinin bu yılki başkanı ise ünlü sanatçı Kutluğ Ataman. Los Angeles California Üniversitesi'nde sinema eğitimi alan Kutluğ Ataman, sinemacı ve sanatçı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Eserleriyle İstanbul Bienali'ne de katılan Ataman, güncel sanat alanındaki çalışmalarının yanı sıra "Karanlık Sular", "Lola & Bilidikid" ve "İki Genç Kız" adlı uzun metrajlı filmleriyle de uluslararası birçok festivalden ödüller kazandı. İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma Jürisinin seçeceği En İyi Film ve En İyi Yönetmen'e, Kültür ve Turizm Bakanlığı ödül olarak 50.000'er TL verecek. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın vereceği En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri ise 10.000'er TL. Festival yönetmeliğinde yapılan değişiklikler uyarınca Ulusal Yarışma jürisi bu yıl ilk kez En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Müzik dallarında da ödül verecek. Yarışmada Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Derneği üyelerinden oluşan jürinin Onat Kutlar anısına vereceği FIPRESCI Ödülü de yer alıyor. FIPRESCI ödlünü kazanan filmin yönetmenine Efes Pilsen bir sonraki filminde kullanılmak üzere 30.000 USD değerinde para ödülü veriyor.Ayrıca Nokia Nseries Kısa Film Yarışması finalistleri de belirlendi. Ön eleme sonrası belirlenen ilk 50 film arasından Ön Seçici Kurul tarafından altı finalist seçildi.

Meşhur dizinin meşhur şarkıları…

“Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket ve The New Pornographers gibi ünül isimler var.Milo Ventimiglia, Hayden Panettiere, Ali Larter ve Sendhil Ramamurthy’nin başrollerini paylaştığı ünlü dizi “Heroes”, şimdi de soundtrack’iyle karşımıza çıkıyor!Yayınlandığı ülkelerde beğeniyle izlenen ve geniş bir hayran kitlesine sahip olan “Heroes”un soundtrack’inde Panic At The Disco, My Morning Jacket, Death Cab For Cutie ve The New Pornographers gibi son yılların gözde alternatif rock gruplarının yanı sıra ünlü müzisyenler David Bowie ve Bob Dylan’ın şarkılarına da rastlamak mümkün.

Dünyanın en seçkin güzeli

Monica Bellucci, "Women's World Awards" ödülünü alırken Yemenli Nujood Ali'den bahsetti. Güçlü, etkili ve başarılı kadınların çalışmalarını ödüllendirmek için 2004'ten beri dağıtılan "Women's World Awards" ödülleri önceki akşam Viyana'da sahiplerini buldu.Bu prestijli ödülü alanlar arasında İtalyan sinema yıldızı Monica Bellucci'de vardı. "Seçkin Değer" ödülü alan seksi yıldız konuşmasında, ailesine karşı çıkıp evlenmeyi reddeden 10 yaşındaki Yemenli Nujood Ali'den bahsederek "Ülkesinden çıkmasına izin verilmediği için aramızda değil. Ama kalplerimiz onunla" dedi.